Ara

SEN HİÇ

Sen hiç artık insanca yaşamak isterken bir o kadar da "yorgunum artık yeter" diye avaz avaz bağırdın mı?


Sen hiç kardeş gibi, insan gibi sevdiğin ve inandığın birinin yıllarca yüzüne gülüp arkanda bıçağını bilediğini yaşadın mı?


Sen hiç hayata güvenmek isteyip kendini yeniden bir kez daha bıraktığında kendini hayalkırıklığı ve acı içinde buldun mu?


Sen hiç "tamam bitti" artık derken yeniden yerin dibine düştün mü?


Sen hiç yüzüne gülüp arkandan da akbabalık yapan şerefsizleri dost sandın mı?


Sen hiç seni deliler gibi sevdiğini söyleyen birinin senin sahibinmiş gibi davrandığını yaşadın mı?


Sen hiç tüm kalbinle sahip olduğun her şeyi paylaştığın birinden kocaman nervürlü bir kazık yedin mi?


Sen hiç para için ruhunu satmışların hakim olduğu bir dünyada dürüstçe yaşamaya çalıştın mı?


Sen hiç tam ayağa kalkıp adım atacakken kafana kocaman bir balyoz yedin mi?


Sen hiç, hiç feda etmeden hep kar etme amacında olanların sahte davranışlarını için acıyarak derinden hissettin mi?


Sen hiç öğrendiklerini, yaşadıklarını paylaşmak için çırpınırken yüzüne kapanan demir kapılara çarptın mı?


Sen hiç emek vermeden yemek bekleyenlerin yıllarca sorumsuzca davranıp sonra da her şeye sahip olmak isteyip bir de seni suçlamalarına şahit oldun mu?


Sen hiç 10 yaşında kalmış bir yetişkini sevip her seferinde büyük bir hayalkırıklığıyla sarsıldın mı?


Sen hiç hakkını gasp edenlere karşı sadece gözyaşlarıyla hiç bir şey yap(a)madan donup kaldın mı?


Sen hiç doğruyu söylediğin için yokmuşsun gibi davranışlara maruz kaldın mı?


Sen hiç her şey apaçık ortadayken zeytinyağı gibi davrananlara karşı kendinden şüphe duydun mu?


Sen hiç "canım, tatlım" diyerek boş beleş bilgelik taslayan ve hatta bir sürü etiketlerle bunu süsleyenlere uzaktan bakıp "yazık" dedin mi?


Sen hiç umutla, ümitle ve sabırla beklerken birilerinin anlaşılmaz ilişkileri ve hesapları nedeniyle kendini çaresiz hissettin mi?


Sen hiç "hep bana, hep bana" diyen birine "artık biraz da bana" dediğinde karşı tarafın saldırısına uğradın mı?


Sen hiç bir kefenlik servetim var derken hiç ölmeyecekmiş gibi kursaklarını dolduran haramzadelerin haksızlıklarına maruz kaldın mı?


Sen hiç bacaklarında yaraların yeni yeni iyileşmişken yeniden düşüp bu sefer her yerinin yaralarıyla acı içinde kıvrandın mı?


Sen hiç elindekileri paylaşmak isterken paylaşılmış pazarın dışında tutuldun mu?


Sen hiç tohum ekmeden meyve bekleyenlerin anlaşılmaz isteklerini anlamaya çalıştın mı?


Sen hiç sadece ve sadece kendi bakış açısıyla hep karşı tarafı suçlayan sütten çıkmış ak kaşıklarla karşılaştın mı? Ve hatta sen hiç bir türlü memnun olmayan hep almaya alışmış insanların bir de utanmadan seni suçlamalarına maruz kaldın mı?


Sen hiç "gün olur, devran döner" sabrında ilahi adaletin gerçekleştiğine tanık oldun mu?


Sen hiç ölümün nefesini tüm hücrelerinde hissettin mi?


VE SEN HİÇ

her tokatta, her haksızlıkta, her zorlukta, her dalaverede, her bencillikte, her düştüğünde, her canın yandığında ve her nefes alamadığında


AYAĞA KALKIP DAHA GÜÇLÜ, DAHA DİMDİK, DAHA SAĞLAM VE DAHA KORKUSUZCA YOLUNA DEVAM ETTİN Mİ?






Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

EĞER

Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü Ve bunun sebebini senden bildikleri zaman Sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen; Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir Ve onların

Tek Kelimelik Cümle?

Kirpiklerini usulca çıkardı. Dudaklarını sildi sanki dudakları sibop kapağı açılmış lastik gibi oluverdi. Henüz prizini almamış beton kılıklı fondötenini sildi. Aynaya baktı. Ne şekilsiz ne biçimsiz g

Nefes

NEFES “Öyle bir noktadayım ki ayaklarım yere betonlanmış bir halde isteğimle mecbur hissettiğim arasında çakılmış gibiyim. Nefes alamıyorum. Miniminnacık çelik bir kutunun içindeyim sanki. Bağırsam se

© 2018 by BESTPRO Academy